8.3 Derinlemesine Görüşmeler Tasarlamak

Derinlemesine Görüşmelerde Örneklem:

Derinlemesine görüşmelere dayanan bir çalışmanın evrenin geneli için istatistiksel bir çıkarım yapmak gibi bir amacı olmadığından görüşülen kişilerin sayısının sınırlı kalacağını bilmemiz gerekir. Niteliksel yöntemlerde örneklem konusunu beşinci bölümde de ele almıştık, burada da örneklerle vurgulamaya çalıştığımız noktaları açalım.

Derinlemesine görüşmelerde kimlerle görüşeceğimiz sorusunu araştırma sorumuz belirler. Yerelde ya da taşrada siyasal yaşam deneyimlerini anlamaya odaklanan bir araştırma sorusunda görüşülen kişilerin o yörenin önemli siyasi aktörleri olması açık olduğundan, bu kişilere odaklanan bir örneklem stratejisi belirlenebilir. Benzer bir biçimde araştırma sorusunu yanıtlamak için evrenin tipik örnekleriyle görüşmek isteyebilirsiniz, tipik bir ev kadını, tipik bir öğrenci, tipik bir aktivist gibi. Burada neyin “tipik” olduğunu bir şekilde gösterebilmek gerekir. Araştırma sorusuna bağlı olarak, hedef kitleyi türdeş alt kitlelere bölebiliriz, örneğin “çevre aktivistleri" ya da "Karadeniz Bölgesi’nde HES karşıtı çevre aktivistleri" gibi... Bir başka örnek, Çukurova Bölgesi’ndeki mevsimlik tarım işçilerini Türkiye vatandaşları olanlar ve olmayanlar şeklinde bölmek mümkün olabilir. Bu alt grupların “tipik” örneklerine odaklanılabilir.

Yine araştırma sorunuza bağlı olarak, görüşeceğiniz kişilerin sizin belirleyeceğiz bazı değişkenler açısından farklı özelliklere sahip olmasını isteyebiliriz: Yaş, cinsiyet, çalışma durumu ya da siyasal tercih bu değişkenler olabilir. Yukarıda verdiğimiz çevre aktivistlerini düşünürsek, farklı yaş kırılımlarına odaklanabiliriz. Araştırma sorumuz, hem dünyada hem Türkiye’de çocukların oldukça aktif olarak yer aldığı çevre hareketini onların gözünden anlamak, onların nasıl deneyimlendiğini ele almak olabilir. Bu durumda yalnızca çocuk/genç iklim aktivistleri ile derinlemesine mülakat yapmayı tercih edebiliriz. Bu örnekten devam edersek, aile yapıları açısından, öğrencilik deneyimi (özel/devlet okul öğrencisi), sosyal medya kullanımı ve cinsiyet gibi birçok farklı nokta ile görüşmek isteyebileceğimiz grubu belirleyebiliriz.  

Öte yandan görüşeceğiniz kişileri belirlerken kartopu ya da hedefli örneklem yöntemlerinden da yararlanabilirsiniz. Daha önce de ele aldığımız üzere özellikle düzensiz göçmenler ya da çocuk işçiler gibi erişimin birçok nedenle kolay olmadığı gruplar için kartopu örneklem çok yardımcı olabilir. Ancak bu noktada da mutlaka kimlere ve nasıl eriştiğimiz ve bu eriştiğimiz grubun özellikleri akılda tutularak araştırma sorusu ile uygunluğundan emin olunmalıdır.  

Derinlemesine Görüşmelerde Araçlar:

Derinlemesine görüşmelerin gündelik hayattaki doğal bir sohbetmiş gibi yürütülmesi görüşmenin başarısı açısından hayatidir. Ancak bu sohbetin elden geldiğince doğal olmasını vurgulamak doğaçlama olması anlamına kesinlikle gelmez. Görüşmecinin iyi bir biçimde çalışılmış, üzerinde detaylı bir biçimde düşünülmüş bir görüşme aracıyla gitmesi yapabileceği hataların bir kısmını engeller. Bu nedenle derinlemesine görüşmeleri öncesinde görüşülen kişilerle yapılan görüşmeye bir rehber oluşturacak bir metin hazırlamak doğru olur. Bu metine Derinlemesine Görüşme Rehberi (DGR) adı veriyoruz.

Bazı açılardan bakıldığında DGR açık uçlu sorulardan oluşan bir anket formuna benzeyebilir, bu nedenle de Yarı Yapılandırılmış Anket Formu adı verildiği de olur. Yine de eldeki aracın sadece bir form olmadığı, görüşmeye yön vermesi gereken bir rehber olması nedeniyle DGR ismini kullanmak daha doğru bir tercih olabilir.

Derinlemesine görüşmelerde kullanılacak rehberi hazırlarken, daha önce tartışmış olduğumuz yanıt verme sürecini akılda tutmakta yarar bulunabilir.

Derinlemesine görüşmelerde de soruyu yönelttiğimiz zaman, her soru bir Anlama-Çağırma-Yargılama-Raporlama sürecinden geçer. Tipik bir anketten farklı olarak raporlama aşamasında görüşülen kişinin yanıtını anketörün verdiği seçeneklere uygun hale getirmesine gerek olmaz, yargılama aşamasındaki yanıtını dile getirmesi yeterli olur.

Öte yandan yanıt verme süreci aynı olduğundan, derinlemesine görüşme sürecinde alınan yanıtlar da anket başlığında tartıştığımız birçok hataya açık olur, özellikle görüşmeyi hızla bitirme eğilimi bu yöntemde de araştırmacı ve görüşmeci üzerinde bir baskı yaratır. Bu nedenle rehberi hazırlarken de soruların tasarlanmasında dikkatli olmamız gerekir. Derinlemesine görüşmede görüşmecinin soruları kelimesi kelimesine sormasını beklemeyiz, durumun gerektirdiği şekilde biçimde ya da akışta bir değişiklik her zaman yapılabilir, bu yüzden de aracın ismini rehber olarak tutuyoruz.

DRG’yi hazırlarken sadece ilgilendiğimiz konuların bir listesini yapabilir ve noktalı bir liste halinde belirtebiliriz. O zaman görüşmecinin sadece bu noktalı listeyi takip etmesi yeterli olur.

Kendi araştırma konunuzla ilgili derinlemesine görüşme yaparken kullanabileceğiniz bir listede hangi başlıklar olurdu? 

 

Örnek olarak Koronavirüs salgınında medya kullanımını anlamak üzerine olan bir araştırmada aşağıdaki gibi bir liste hazırlanabilir.

ÖRNEK 8.1 : COVID-19 SALGINI MEDYA KULLANIMI

Eğer derinlemesine görüşmeyi bizzat siz yapıyorsanız, böyle bir araç yeterli olabilir. Görüşmenin derinleşmesi gereken yerlerde siz müdahale edebilir, görüştüğünüz kişiyle takip soruları sorabilirsiniz. Ancak görüşmeyi siz değil, araştırma ekibi olarak yapıyorsanız, o zaman bir standardizasyon sağlamak amacıyla aşağıdaki gibi bir form hazırlamanız daha doğru olur.

Aşağıdaki derinlemesine görüşme rehberi “İnfodemi ile Etkin Mücadele” isimli proje kapsamında yapılan derinlemesine mülakat için hazırlanmıştır.

ÖRNEK 8.2 :COVID-19 SALGINI MEDYA KULLANIMI

 

Böyle bir görüşme rehberinde, sorulması gereken sorular koyu renkle gösterilmiş. Altında italik olarak formatlanmış kısımlarsa görüşme sırasında elde etmeyi amaçladığımız bilgileri gösteriyor, bunları da takip soruları olarak sormak gerekiyor. Bu rehber ile farklı kişilerin benzer bilgileri toplaması mümkün olabilir.

DGR’leri hazırlarken, görüştüklerimizin “kaçınma” eğilimleri olacağını akılda tutmamız gerekiyor. Kaçınma kavramını “kişiler nasıl yanıt verir?” başlığı altında detaylı olarak tartışmıştık. Bu nedenle, derinlemesine görüşmelerin “Evet/Hayır”, “bilmem ki” gibi kısa soru-cevap akışına dönüşme olasılığı olduğundan mutlaka takip sorularını kullanmak ve görüşülen kişiyi "açmak" ve anlamak için çaba harcamak gerekir.

Derinlemesine Görüşmelerde Dikkat Edilecekler:

Derinlemesine görüşmeleri yaparken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar bulunur. Görüşme sırasında bu noktalara dikkat ederseniz, görüşme sonucunda gerçekten elde etmek istediğiniz bilgileri alma şansınız artar.

  • Saygı: Etik başlığı altında detaylı ele aldığımız üzere görüşmeyi kabul eden kişiler size zamanlarını vermekte ve kendi yaşamlarını, deneyimlerini aktarmaktalar. Derinlemesine görüşmelerde araştırmacının mutlak bir saygı ile diyaloğu sürdürmesi  birinci kuraldır. 
  • Görüşmeye sıcak bir selamlamayla başlayın: Kültürden kültüre değişebilir ama ülkemizde diyalog karşılıklı güvene dayanarak ilerler. O yüzden görüşmeye başlarken mutlaka genel bazı sorularla başlayın.
  • Karşıdan gelen her bilgiyi dinleyin: En ufak bilgi kırıntısı bile sizin için önemli olabilir. O nedenle görüşülen her şeyi not alın, mümkünse ses kaydını yapın. Çekinme ihtimaline karşı, istedikleri zaman kaydı kapayabileceğinizi mutlaka belirtin.
  • Görüşme sırasında söylenen kilit kelime, benzetme ve deyimlere dikkat edin: Görüşülen kişinin söylediği her tür kelime, benzetme ya da deyim sizin araştırmanız için çok önem taşıyabilir. Bunları özellikle not alın.
  • Görüşülen kişinin söylemeye çekindiği, yanlış anladığı ya da yorumladığı konulara dikkat edin: Görüşülen kişiler bazı konuları söylemekten çekinirler ve bu konuları baskılarlar. Soracağınız takip sorularıyla bu konuları açmaya çalışın, çok değerli bilgiler sağlayabilir.
  • Doğal bir sohbet akışını koruyun: Derinlemesine görüşmelerin doğal bir sohbet gibi gerçekleşmesine dikkat edin, soruları arkası arkasına sıralamayın. Görüşülen kişi başka bir konuya geçerse, bırakın, geçsin. Sonra ana konunuza geri dönersiniz. Aktif bir dinlemeyi diyalog boyunca sürdürün.
  • Sessiz olun: Derinlemesine görüşmede, görüşülen kişinin konuşmasına izin verin, sözün çoğu onun olsun. Onu açmak için ondan daha fazla konuşmaya gerek yoktur.
  • Beklenmedik bilgiye hazır olun: Görüşmeci sizin hiç duymadığınız, beklemediğiniz bir bilgiyi size söyleyebilir. Böyle bir durumda aşırı bir tepki vermeyin, şaşırdığınızı göstermeyin. Söylediğinin yanlış olduğunu ima edecek bir davranışta bulunmayın.
  • Kendi görüşlerinizi aktarıp görüşülen kişiyi etkilemeyin: Derinlemesine görüşme yaparken görüşülen kişiyi konuşmaya teşvik etmek için görüşlerinizi söylemek iyi bir fikir gibi gözükebilir. Ama sizin görüşlerinizin yönlendirici olduğunun farkında olun.
  • Konudan konuya sıçramayın: Konular arasında sıçramalar yapmayın, görüşülen kişinin doğal düşünce akışını bozmayın.
  • Görüşülen kişinin sözünü kesmeyin: Konuyu ne kadar dağıtmış olursa olsun, bırakın görüştüğünüz kişi konuşsun. Sözünü kesmeniz aranızdaki ilişkiyi bozar.
  • Yalan söylemeyin: İstediğiniz bilgiyi almak için araştırma konusu ya da kendiniz hakkında yalan söylemeyin.

Derinlemesine görüşmelerin başarılı geçebilmesi için, görüşülenle görüşen arasında bir samimiyet kurulması gerektiği konusunda hemen herkes hemfikir. Eğer bu samimiyet kurulmazsa, elde edilmek istenen bilgilere erişmek çok kolay olmaz. Ama bu tür bir ilişkinin araştırmacının çok da fazla olmayan nesnelliğine zarar verebileceğini akılda tutmakta yarar var. Görüşme sırasında araştırmacının kendisi hakkındaki farkındalığının yüksek olması, yanlış sorular sormasına ve daha önemlisi sorabileceği önemli soruları soramamasına yol açabilir.

En önemlisi, derinlemesine görüşmelerin kendiliğinden gerçekleşen sohbetler olmadığının farkına varmanız gerektiği. “Bir soru sorarım, gerisi kendiliğinden gelir” diyerek başlanan çoğu görüşme hayal kırıklığıyla sonuçlanır. Bu nedenle görüşmecinin görüşmeye son derece hazır gitmesi gerekir. Rehberin iyi hazırlanmasının yanı sıra, olabilecek yanıtlara göre farklı soruların sorulabilmesi ve görüşülen kişinin söylemediklerinin farkına varılabilmesi için görüşmecinin görüşmeler öncesinde rol yapma (role-playing) gibi tekniklere başvurarak kendisini geliştirmesi gerekir.

Derinlemesine görüşmelerin her birinin farklı olduğunu, bir görüşmede öğrendiklerimizi diğer görüşmeye aktardığımızı unutmayalım. Bu nedenle kendi bilgimizdeki gelişmenin, görüştüğümüz kişilerden alabileceğimiz bilgileri gölgelemesini engelleyelim. Zaman zaman derinlemesine görüşmelere ara verip soluklanmak, daha önce yapılan görüşmelere geri dönmek bu soruna bir çözüm olabilir.

Madencilik mi, Seyahat mi?:

Derinlemesine görüşmeler yaparken kendimize şu soruyu sorabiliriz: Görüşmede yaptığımız şey görüşülenin varolan fikirlerini bulmak için çaba harcayacağımız bir madencilik çabası mı? Başka bir deyişle, soracağımız doğru sorularla görüştüğümüz kişilerin fikirlerini mi keşfetmeye çalışıyoruz? Eğer bir madencilik çabası içerisindeysek, elimizdeki araçları en iyi şekilde kullanmak ve hedefe doğru hareket etmemiz gerekir. İyi araçların iyi kullanımı bizi eninde sonunda o gerçeğe ulaştırır.

Ya da, biz derinlemesine görüşmede, görüştüğümüz kişiyle birlikte bilmediğimiz sokaklarda mı dolaşıyoruz? Bazen yolumuz trafiğin rahat aktığı tanıdık ana caddelere düşüyor, bazen de ara sokaklarda kayboluyoruz, ama böyle kayboluşlar bize kimsenin bilmediği ve turist rehberlerinde yer almayan zenginliklerle karşılaştırıyor.

Araştırma sorumuz çerçevesinde her iki durumda olabilir. Ancak çoğu zaman derinlemesine görüşmeler çok fazla tanımadığımız bir yabancının elini tutarak onun şehrinin sokaklarında dolaşmak gibi. Dolayısıyla madencilikte olduğu gibi orada var olduğunu bildiğimiz cevhere ulaşmak için var gücümüzle kazmak yerine; dolaştığımız şehrin sokaklarının tadını çıkararak ve beraber seyahat ettiğimiz kişiye empati duyarak görüşmelerimizi yaptığımız zaman çok daha zengin sonuçlarla karşılaşırız.

Başka Bir Dilde Görüşmek:

Özellikle ülkemizde başka ülkelerin vatandaşlarının sayısını artması ve araştırma konularının bu kişilere odaklanması nedeniyle yabancı dilde yapılan görüşmelerin sayısı artıyor. Eğer görüşmeci ve görüşülen kişi aynı dili konuşabiliyorlarsa, bu tür derinlemesine görüşmelerde pek fazla sorun yaşanmayabilir, tabii ki görüşmecinin de görüşülen kişi kadar dile vakıf olması, nüansları, kelime oyunlarını anlayabilmesi gerekir.

Eğer araştırmacı ve görüşülen kişi farklı bir dil kullanıyorlarsa, bu bir handikap oluşturur. Bu soruna çözüm olarak görüşmelerde tercüman kullanıldığını görüyoruz. Tercüman kullanıldığında hem görüşmenin doğal akışı bozuluyor, hem de araya bir başka kişi girdiğinden dolayı kurulması gereken samimiyet kurulamıyor. Alınabilecek “sahici” yanıtlar kaybolabiliyor, hassas konular konuşulamıyor. Üstelik neyin tercümede kaybolduğu da bilinmiyor. Bu nedenle tercüman kullanmak yerine, o dili iyi konuşan görüşmecilerle çalışmak ve onları iyi hazırlamak çok daha doğru olur.

Uzaktan Görüşmek:

Özellikle Koronavirüs salgını sonrasında bir çok çalışmayı uzaktan, telefon, SKYPE ya da ZOOM gibi uygulamalar kullanarak gerçekleştirmek zorunda kaldık. Yüz yüze görüşmelerin olanaksız olduğu bu tür durumlarda uzaktan görüşmelere başvurmamız kabul edilebilir bir şey.

Bu tür görüşmelerin en büyük zorluğu aynı mekanda bulunmanın yarattığı temas hissinin kaybolması, insanların birbirlerinin vücut dillerine dikkat edemez hale gelmesi. Her ne kadar telekonferans uygulamaları birbirimizin yüzünü görmemizi sağladıysa da, gerçek bir temasın yerini tutmadığı açık. Bu temas yokluğu “sahici” yanıtların kaybolmasına, kurulması gereken samimiyetin kurulamamasına yol açabilir. Bu yüzden hassas konularla ilgili çalışmaların uzaktan görüşmeler yoluyla yapılamayacağını kabul edelim. Ama diğer konular için başvurulabilecek bir yöntem olarak görebiliriz.

Yine bu süreçteki tecrübelerimiz, pandemi döneminde bu araçları çok sık kullananlar açısından bu araçlar üzerinden görüşme yapmayı tercih ettiğini de gösterdi. Hep vurguladığımız gibi araştırma sorumuz, bu soru bağlamında ulaşmak istediğimiz kişilerin kim olduğu bu araçların kullanılmasının mümkün olup olmadığını belirler. İnternet erişimi kısıtlı olan kişilere erişmek istiyorsak bu araçların tercih edilemeyeceği ortadadır.

Verileri Analiz Etmek:

Derinlemesine görüşmelere dayanan araştırma çalışmalarının en önemli zorluklarından biri derlenen verilerin analiz edilmesi. İstatistiksel çalışmalardan farklı olarak verilerin nasıl analiz edileceğine dair kesinleşmiş rehberler ya da yol haritaları yok. Ama bazı ana hatları çizmek mümkün:

a) Tamamen niteliksel:

Derinlemesine görüşmeleri analiz ederken tamamen niteliksel bir yol izlenebilir. Görüşme notları ya da dökümler sistematik bir şekilde okunarak ana temalar, ortak noktalar belirlenebilir, bu da analizin iskeletini belirler. Etnografik çalışmalarda derinlemesine görüşmelerin nasıl analiz edileceğine dair protokoller zaten baştan belirlenir, o alanda sahadan derlenen bilginin, bağlamsal ve araştırmacının bilgisiyle iç içe yorumlanması istenir.

ÖRNEK KUTU 8.1: Sahadan Derlenen Bilgi ile Araştırmacı İlişkisine Dair

Yağmur Nuhrat “Sosyal ve Kültürel Antropolojide Özdüşünümsellik: Sahadan Örnekler” isimli makalesinde kendi cinsiyet ve sınıf öznelliğinin futbol ve trafik üzerine yaptığı iki saha çalışmasının sorunsallaştırma, araştırma sorusu oluşturma, veri toplama ve bulguları analiz etmede etkisini değerlendirmektedir. İlk bölümde bir kadın etnograf olarak hala erkeklikle tanımlanan bir alan olan futbol üzerine çalışma deneyimi sunmuştur. Bu çalışmasında araştırmacı olarak “nasıl bir “ben”  sorusunu hesaba katmasının taraftarlığın “süren bir yeniden üretme öznelliği” olduğunu sorunsallaştırmasına ve buradaki cinsiyet boyutunu değerlendirmesine önemli bir katkı olduğunu detaylarıyla anlatmaktadır. İkinci bölümde ise  İstanbul trafiği üzerine yaptığı çalışmada ve yüksek lisans tezinde ele aldığı göçmen algısı çalışmalarının ortak yanının İstanbul’u konu etmesi ve kendisinin İstanbullu kimliğininin bir sınıf göstergesi olarak ortaya çıkmasından söz etmektedir. Görüşmelerinde kendisinin sınıf göstergelerinden kaynaklı “kentlinin nasıl ve kim olduğu” hakkında kendisi ile ortaklaşıldığının var sayılmasının araştırmasının tüm sürecini nasıl biçimlendirdiğini detayları ile aktarmaktadır.

 

b) Temellendirilmiş Kuram

Derinlemesine görüşmeleri analiz etmekte kullanabileceğimiz bir başka yöntem de Temellendirilmiş Kuram (Grounded Theory, TK). Bir tümevarımsal yöntem olan TK verilerden yola çıkarak kuramlar oluşturmayı amaçlar. Derinlemesine görüşmelerde konuşulanlar, kodlama-yeniden kodlama sürecinden geçerek bir kuramsal yapının oluşmasında kullanılabilir. Bu yaklaşımda NVIVO ya da MAXQDA gibi özel yazılımlar kullanılabilir.

ÖRNEK KUTU 8.2: Temellendirilmiş Kuram Örneği

Pınar Uyan Semerci ve Asli Silahdaroğlu Bekmen “Görünmeyeni Görünür Kılma: Biyografik Araştırmanın Sosyal Bilimlere Katkısını Düşünmek” başlıklı yazılarında derinlemesine mülakat yöntemi yaptıkları  evlerde bakım ve ev işlerinde yatılı olarak çalışan iki kadının yaşam öykülerini analiz etmek için temellendirilmiş kuram analizini kullanırlar. Bu çalışma özelinde amaç; kuram oluşturmak değil, biyografik araştırmanın sosyal bilimlere sağlayabileceği öğrenme olanaklarını keşfetmektir. Bu nedenle; temellendirilmiş kuram yöntemindeki kuramsal doygunluk noktasına erişinceye kadar veri toplama gerçekleşmez fakat bu yöntemdeki literatür tarama yapmama ve kurumsal arka plan kullanmama yaklaşımı kullanılır. Yaşam öykülerini satır satır açık kodlama yöntemi ile kodlayarak ve daha sonra bu açık kodları sadeleştirerek daha kapsayıcı seçilmiş kodlar olarak gruplandırarak analiz ederler.

 

c) Niceliksel Analizler

Çok yaygın olmamakla birlikte derinlemesine görüşmelerden elde edilen verileri nicelikselleştirme, sayılara dönüştürme ve bazı istatistiksel analizler yapmak da mümkün. Derinlemesine görüşmelerde örneklem sayısı küçük olduğundan yapılacak istatistiksel analizlerin sayısı da çok fazla olmaz. Keza, derinlemesine görüşmelerden elde edilen verileri metin analizinde girdi olarak kullanıldığını da görebiliriz.

 

Naturalizm mi, Etnometodoloji mi?

Derinlemesine görüşmeleri analiz ederken bir soruya verdiğimiz yanıt, analizi nasıl yapacağımızı da büyük ölçekte belirler. Görüştüğümüz kişi bize doğru bir bilgi mi veriyor, yoksa ürettiği bilgi çok sayıda faktörden mi etkileniyor? Yanıt verme sürecinde odaklandığımız bölümde her yanıtın bir tür inşa olduğunu söylemiştik, dolayısıyla yanıtların gerçekliğin birebir yansıması olmadığını kabul etmemiz gerekir.

Pozitivist gelenekten beslenen Naturalizm, dışarıda bir gerçek olduğunu ve gerçeğe yöntem aracılığıyla ulaşılabileceğini söyler. Dolayısıyla derinlemesine görüşmelerde elde ettiğimiz veri, dışarıdaki gerçekliğin görüşülen kişi tarafından bize aktarılması olarak kabul edilir, doğruluğu tartışılmaz. Örneğin, çocuğun notlarının düşük olmasını görüşmeciye açıklayan bir anne şöyle diyebilir:

“Sokakta çok fazla oyuna daldığından ödevlerini yapmıyor, o yüzden notları düşük!”.

Naturalist bir yaklaşım bu açıklamayı doğru olarak kabul eder ve not alır, “sokakta oyun oynamak ödevlerini yapmasına engel”. Oysa bir açıdan da annenin görüşmeciye kabul edilebilecek en makul açıklamayı verdiğini de sorgulamak gerekir. Anne görüşmecinin de kabul edeceği bir açıklamayı söylemiş olabilir.

Oysa sahadan alınan bilgiyi bağlamsal bir bilgiyle birleştiren etnometodoloji çok daha zengin bir yorum sunabilir. Aile yoksul bir mahallede yaşar, evde çocuk sayısı fazladır, bahsedilen çocuk ödevlerini yapabileceği bir ortama sahip değildir. Üstelik evde kaldığı sürece kardeşlerini “eğlemek” zorundadır. Bu nedenle sokak onun için bir kaçış alanı oluşturur, ödevlerini yapamaması ya da notlarını düşürmesine rağmen. Muhtemelen anne bütün bunların farkındadır, ancak bir “yabancı” olarak görüşmeciye söylemek istememektedir. Sonuçta, aktardığı gerçek değil, sadece gerçeğin inşa edilmiş bir versiyonudur.